Dr. Nurullah Güngör

I. Dünya Savaşı’nda Araplar Türkiye’ye Nasıl İhaneti Etti?

“Araplar I. Dünya Savaşı’nda bizi sırtımızdan vurdu”, ifadesini pek çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu yazımızda da bu cümlenin ardında yatan gerçekleri mümkün olduğunca yalın bir dille anlatmaya gayret göstereceğim. Yaklaşık yüz yıl önce Türkiye topraklarında yaşanan ve tarihin gördüğü en büyük ihaneti  bilmemiz son derece lüzumlu bir konudur. Ne de olsa geçmişini bilmeyen geleceğini şekillendiremez. Bu ihanetin.

Yönetimde Değişim Makbul Dönüşüm Maktuldur. (16-17. Yüzyıl Osmanlı Örneği)

İnsanın olduğu her yerde bir yönetim arzı söz konusudur. Yönetim; kimi zaman geleneklerin, kimi zaman da konjonktürün öngördüğü çerçevede birtakım düzenlemelerin esiri haline gelmektedir. Bu arz, talepleri karşılama noktasında pek çok defa yetersiz kalmakta ve kendisini geliştirebilmek için çağdaş bir anlayışı benimsemek zorundadır. Ancak teoride durum böyle olsa da, uygulamada sayısız denklem ile karşı karşıya.

Ehemmi Mühimme Tercih Etmek Lüzumludur

21. yüzyıl bilgi çağı pek çok yenilik getirdi. İletişimi hızlandırdı, hastalıklara tedavi yöntemleri bulundu, uzay araştırmaları boyut atladı, insan hak ve özgürlükleri konusunda yeni bir mertebeye geçildi… Tüm bunlar olağanüstü gelişmeler.  Ancak bazı yan etkileri de yok değil. Başı çeken de hiç şüphesiz  hızlı yaşamanın getirdiği kargaşa. Birçoğumuz hayatı mümkün olduğunca hızlı yaşamaya gayret gösteriyoruz..

Rise of Empires Ottoman Belgesel-Dizisi İnceleme

Netflix’in, İstanbul’un fethini anlatan  belgesel-dizi formatındaki yapımı tüm dünya izleyicisiyle buluştu. İstanbul’un fethi malumunuz olduğu üzere bizim tarihimiz açısından bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılma sürecidir. Yüzlerce yıl boyunca Roma imparatorluğu yönetiminde yer alan Konstantinopolis 29 Mayıs 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğünde Osmanlı Devleti’nin topraklarına katılmıştır. İstanbul’un kuşatması 80 bin kişilik bir orduyla.

İslam’da Liyakat Anlayışı

Liyakat İslam kamu hukukunun öngördüğü çerçevede mutlak bir zorunluluktur. Nitekim yaşamın her alanında adalet mefhumunun koşulsuz şartsız uygulanması da İslam’da temel bir ibadettir. Bu durumdan hareketle, İslam’ın ilk yıllarından itibaren hakkaniyet her daim ön planda tutulmuş, toplumsal hayata karşı sade ve minimalist bir yönetim ve yönetici anlayışı hakim kılınmıştır. Bu türden bir yönetim anlayışı hem.

İslâm Hukukunda Toplumsal Sözleşme Anlayışı

İnsan tabiatının gereği sosyal ve beşeri bir varlıktır. Bu sosyallik ise, bir takım ilişkiler ağının kişiler arasında düzenli ve düzensiz biçimde etkileşimli olarak yayılmasına imkân tanımaktadır. Düzenli ve düzensiz ilişkiler ağının vücut bulması neticesinde ortaya çıkan “toplumsal sözleşme” kavramının yönetim bakımından İslâm Hukuku içerisindeki rolü, konumu, önemi ve yönetim anlayışına yansımaları ise ehemmiyet arz eden.

Nizamülmülk and Political Treatise

Nizamülmülk is one of the important representatives of the administrative structure of the Great Seljuk State. He has created the traditional bureaucracy. His book “political treatise” is a famous work. It describes the systematic relationship between the state and the citizen. I also will share some quotes from this book. Story 21 “Sufyan es-Sevri said:.

İslam’ın İlk Yıllarında Liyakat İlkesi

Liyakat kavramı antik dönemlerden günümüze kadar kamu yönetiminin üzerinde tartıştığı ender konuların başında gelmektedir. Ancak söz konusu ilke bazı toplumlarda tam manasıyla karşılık bulamamıştır. Bunun en büyük nedenlerinden bir tanesi de hak ve adalet kavramlarının yeteri kadar içselleştirilememiş olmasıdır. Bu kargaşa çoğu zaman yönetim anlayışında güven zedelenmesi yaratmaktadır. Oysaki toplumsal nizamın gerçekleşmesi için liyakatin yönetimin.