10 Başlıkta Kamu Yönetimi Reformu ve 657 Sayılı Yasa

Kamu yönetimi hukuk devlet düzeninde en önemli aygıtların başında gelmektedir. Bu kadar önemli bir yapının uygulama alanı da hiç şüphesiz insan faktörü ile gerçekleşmektedir. Literatürde kamu görevlisi olarak adlandırılan bu kesimin de mevzuatı 1965 tarihli 657 sayılı “Devlet Memurları Kanunu”na dayanmaktadır. Yaklaşık 55 yıldır yasada bir çok değişikliğe gidilmiş, çağa uygun düzenlemeler yapılması amaçlanmıştır. Ne.

Businessman gesturing with hands

Kamu Yönetiminde Parkinson Hastalığı ve Liyakat

Kamu yönetiminde parkinson hastalığı tabiri, istihdamın orantılı bir şekilde dağıtılmaması neticesinde ortaya çıkan yığılmaların genel adıdır. Bu hastalığın başlama şekli şudur, devlete ait olan boş bir arazinin güvenliği için bir bekçi atarsın, sonra o bekçinin maaşını ödeyecek bir mutemet, daha sonra o personeli denetleyecek bir şef, o şefi denetleyecek bir müdür, bu görevliler izine çıktığında.

Toplumsal Sözleşme Teorisinde Adalet

İnsanlığın sosyal ve beşeri bir varlık olarak yaşadığı geçmişten günümüze adalet kavramı çeşitli şekillerde kendisini göstermiş, tartışmalara konu olmuştur. Kimi zaman mutlak bir adalet anlayışının ne olacağı, hangi durumlarda ne şekilde zuhur edeceği gibi hipotezler ortaya atılsa da otoritenin sağladığı adaletin toplumda bulacağı karşılık her daim gündemdeki yerini korumuştur. Aristotalestes’ten İbn Halldun’a birçok düşün adamı.

Business concept

Toplumsal Sözleşme Teorisinde Ahlak

Ahlak kavramı hem bireysel hem de toplumsal bir anlam içermektedir. Bireyin ahlakı toplumun özgürlük alanını işgal etmediği müddetçe kendisi ile sınırlıdır. Ancak toplumsal ahlak bireyin ahlaki düşüncesini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu durum ahlakın kaynağına ilişkin analizi zorunlu kılmaktadır. Bu konuda öne sürülen argüman “evrensel ahlak” algısıdır. Küreselleşmenin de etkisiyle egemen medeniyetin kendi kültür, gelenek ve göreneklerinin.

Toplumsal Sözleşme Teorisinde Mülkiyet

Mülkiyet kavramı, insanın varlığını sürdürdüğü neredeyse tüm yaşam alanlarında geçerli bir akçe olarak karşımıza çıkmaktadır. Birey kendisine ait bir alan yaratma hissiyatı ile bu kavrama sıkı sıkıya bağlı olup otorite tarafından da desteklenen önemli bir konudur. Mülki hakların korunmasına ilişkin ilkel toplumdan günümüze kadar hemen hemen tüm coğrafyalarda bir çok düzenleme yapılmış günümüzde de temel.