Gramsci Düşüncesinde Toplumsal Sözleşme Dinamikleri: Rıza ve Sivil Toplum

Bu Yazıda Neler Okuyacaksınız?

  • Rıza ve sivil toplum ilişkisi
  • Toplumsal sözleşme içerisinde sivil toplumun rolü

Merhaba değerli arkadaşlar, bir önceki yazımda akademik bir üslup ile Gramsci düşüncesinde organik aydın kavramını incelemiştim. Ancak bu sefer deneme türünü tercih edeceğim. Bu yöntemi tercih etme sebebim rıza, sivil toplum ve tarihsel blok kavramlarının anlaşılmasının oldukça güç olması. Akademik bir yazım benimseyerek işleri daha da sıkıcı hale getirmemek gerekir diye düşünüyorum. Mesele üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Derseniz ben üzüm yemekten yanayım. En azından bilgiye ulaşma ve onu işleme konusunda pragmatist olunması gerekliliği kanaatindeyim.

Rıza ve Sivil Toplum İlişkisi

Sivil toplum kavramına hakim olmadan önce “rıza”nın genel hatlarıyla bilinmesi oldukça mühimdir. Gramsci “rıza”nın toplumların dengeli reaksiyonlar göstermesinde oldukça önemli olduğunu düşünür. “Rıza” ile yönetilen toplumlarda, barış, huzur ve adalet gelebilecek en üst noktaya ulaşır. Ancak “rıza”ya ulaşmak öyle kolay değildir. Birliktelik ve dayanışma istenci bireyler için önemli bir değer olarak içselleştirilmelidir. Bunun gerçekleşmesi için önemli bir etken daha vardır; organik aydınlar. Bu kişiler alt yapıya sık sık ahlaki aşılama yaparlar ki, halk benliğini unutsun ve burjuvanın hakim isteklerini kendi düşünceleriymiş gibi kabul etsin. Bu sebeple organik aydınların toplumun iyiliğini gerçekleştirme arzusu içinde pozisyon alması denklemde önemli bir eleman olarak görülmektedir.

Öte yandan Gramsci’nin organik aydınları üst yapının paralı çalışanı gibi gördüğü de bir başka bir gerçekliktir. Gramsci bu konunun alt sınıfın bilgiyle donatılmasıyla çözüleceğini öne sürer. Hedefi alt yapıyı bilinçlendirerek kendi organik aydınlarını çıkartmaktır. Bu şekilde kapitalizmin aydınları yerine kendi içlerinden çıkan aydınların topluma organik olarak bağlanmasını ister. Diyelim ki, alt yapı bilinçlendi ve entelektüel donanıma kavuştu, peki sonraki aşama ne olacak? İşte bu süreç doğal bir gelişim olarak “rıza”yı ortaya çıkartacaktır. Altyapının unsurları diğer sosyal katmanlarla bir araya gelip dayanışma ve birliktelik göstererek sınıflar arası bir geçirgenlik meydana gelecektir.

Gramsci tüm bu birliktelik kudretine Georges Sorel’dan aldığı ifadeyle “tarihsel blok” adını vermiştir. Tarihsel blok temelinde belirli bir amaç için bir araya gelen farklı katmanları açıklamak için kullanılan güçlü bir kavramdır. Tüm bunlar gerçekleştikten sonra artık sivil toplum oluşmaya başlamıştır. Aile, eğitim kuruluşları, sendikalar, din merkezleri gibi kurumlar toplumda adalet, birlik, dayanışma, özgürlük, huzur ve ekonomik refah için bir araya gelmişlerdir. Bu şekilde egemenlik rıza yoluyla hayata geçtiğinden sivil toplum adını alır. Sivil toplumun karşısında siyasal toplum vardır. Egemenlik zor ya da baskı yoluyla elde edilir. Siyasal toplumun bu özelliği toplumsal sözleşmenin önemli kuramcılarından Hobbes’in Leviathan’ına benzemektedir. Leviathan Kitab-ı Mukaddes’te geçen herkesin korktuğu bir deniz canavarıdır.

Toplumsal Sözleşme İçerisinde Sivil Toplumun Rolü

Toplumsal sözleşme kuramı, egemenliğin bir kısmının otoriteye devredilip karşılığında güvenlik talep etme istencinden ortaya çıkmış zaruri bir ihtiyaçtır. Daha sonraları eşitlik, özgürlük ve mülkiyet gibi önemli faktörler toplumsal sözleşmenin vazgeçilmez konu başlıkları haline gelmiştir. Gramsci’nin sivil toplumu bu konu başlıklarıyla doğrudan ilintilidir ve aslında bir nevi onları tek çatı altında toplar. Onun fikriyatında var olan sivil toplum, ideal bir egemenliğin sağlanmasının ancak rıza ile gerçekleşebileceğini ifade eder. Bu da toplumsal sözleşmenin iç dinamikleriyle mutlak bir uyumluluk göstermektedir.

Dr. Nurullah GÜNGÖR

nurullah@nurullahgungor.com.tr

Instagram: dr_ngungor

One thought on “Gramsci Düşüncesinde Toplumsal Sözleşme Dinamikleri: Rıza ve Sivil Toplum

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*